Din Nedir? Gerekli midir? Ateizm Kurtuluş mudur?

Din Nedir? Gerekli midir? Ateizm Kurtuluş mudur?

Bu yazıyı daha doğru şekilde anlamak için “Allah’ın varlığının delilleri” başlıklı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.

Din Nedir? Gerekli midir? Ateizm Kurtuluş mudur?

1- Din nedir?

     Köken olarak Arapça bir kelime olan ve sözlükte “Tanrı’ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet[1] manasına gelen din genel olarak “İnanılan şeyler ve inanç sisteminin kendisi” şeklinde tanımlanabilir.
Kur’ân-ı Kerîm’de “hesap ve karşılık günü”[2] manasında da kullanılan din kelimesi, islâmî bir terim olarak “Yüce Allah’ın, kulları arasından seçip görevlendirmiş olduğu elçi vasıtasıyla insanlara göndermiş olduğu kanunlar bütünü, sistem ve esaslar” manasına gelir.

2- Dinler kaç kısımdır?

İslâm dinine göre dinler üç kısımdır;
1) Hak din
2) Tahrif edilmiş din
3) Batıl din

     Hak din; Allah Teala tarafından, seçmiş olduğu bir elçi (peygamber)  vasıtasıyla gönderilmiş olan kanunlar bütününün ve inanç sisteminin kendisidir. Buna göre Adem aleyhisselamdan Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme kadar gelmiş tüm peygamberlerin getirdikleri, İsa aleyhisselama verilen İncil ve Musa aleyhisselama verilen Tevrat’da dahil olmak üzere hepsi özünde İslam dinini anlatır. Aynı şekilde ilk insandan günümüze kadar gelen tüm elçiler ve onların çağrısına uyan mü’minlerin tamamı müslümandır. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’in beyân ettiği üzere bu manayı destekleyen bir duasında Yusuf aleyhisselam şöyle demiştir; Müslüman olarak canımı al ve beni iyilerin arasına kat.”[3]  Aynı şekilde Allah Teala İslam dininden başka hiçbir dinin huzurunda kabul edilmeyeceğini beyan sadedinde şöyle buyurur; “Her kim İslam’dan başka bir din ararsa asla kabul edilmez ve O, ahirette zarara uğrayanlardan olur.”[4] Yine İbrahim aleyhisselam hakkında Kur’ân şöyle der; “İbrahim ne Yahudi idi, ne de bir Hıristiyan. Fakat O, hanif (Allah’ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir Müslümandı.[5] Bunlardan ve benzeri  bir çok ayetlerden de anlaşılacağı üzere islâm dini, Allah Teala tarafından bir peygamber vasıtasıyla insanlara gönderilmiş olan kanunlar bütünü ve inanç sistemine kullanılan bir tabir olup, semâvî dinler olarak tabir edilen Nasrânîlik (Hıristiyanlık) ve Yahûdilik asılları itibariyle hak dinlerdi diyebiliriz.

     Tahrif edilmiş din; özü itibarıyla Allah Teala tarafından bir elçi vasıtasıyla gönderilmiş olup, daha sonra tahrif edilmiş olan dinlerdir. Musâ aleyhisselamın ümmeti olan Yahudiler ile İsa aleyhisselamın ümmeti olan Hıristiyanlar’ın, peygamberlerinden sonra dinlerini bozup, yanlış inançlar ve hurafeler katarak tahrif etmeleri bu çeşit dinlere misal teşkil etmektedir.

     Batıl din; özü itibariyle İlâhî kaynağa dayanmayıp, insanlar tarafından uydurulan dinlerin tamamına kullanılan bir tabirdir. Böylece bunlara “din” tabirini kullanmak sözlük manası itibarıyla olup, terimsel olarak din sınıfından sayılmazlar.

3- Dinin Hayattaki Yeri ve Önemi

     İnsan günlük hayatta gerek şahsında, gerek diğer insanlar ile muamelelerinde küçük yada büyük birçok meselenin içerisinde kendisini bulmaktadır. Ve insanlar yapısı itibarıyla toplum olmaya, toplumlar ise bir bütün olan, çelişiklikten uzak ve hayatın her alanını denge ve uyum içerisinde tutan bir nizam ile tanzime ihtiyaç duyarlar. İnsan-Toplum ve Toplum-Nizam ilişkileri hiç kuşkusuz etle tırnak gibi birbirini tamamlayan ilişkilerdir.Fakat ne yazık ki tarih sayfalarını kurcaladığımızda, bir araya gelerek toplumları oluşturan insanların, ihtiyaç duydukları âdil, dürüst ve hayatın her alanını denge içinde tutan bir nizama sahip olamadıklarını görüyoruz. Aksine zorbaların zulmünün hakim olduğu, güçlü olanın zayıfı ezdiği, fakir ve gariplerin üzerine basarak zenginin daha çok zenginleştiği ve zayıfların ikinci hatta üçüncü sınıf insan sayıldığı toplumlara rastlamaktayız.

     Günümüz modern insanının ve çağdaş toplumlarının da durumu pek farklı değil… Eski çağlarda açıkça yapılan hırsızlıklar ve haksızlıklar şimdi kanûnî kılıflara büründürülmüş, insanları giyim-kuşam, yeme-içme vb. günlük yaşam konularında ikinci sınıf yerine koyan zorba mantığı bugün küresel ekonomik düzenleri ile insanları modern, üstelik gönüllü köleleri haline getirmiştir. Giderek çoğalan savaşlar ve buna bağlı olarak artan çocuk ölümleri ile kocasız kalan kadınların ırzına geçilmesinin arkasında çirkin silah ticareti yatarken, bu ticareti yapan eli kanlı tüccarların aynı zamanda uluslararası toplantılarda insan hakları ve kadın haklarından bahseden kişiler olmaları da insanlar tarafından koyulan nizamın ne kadar çarpık olduğunu net olarak göstermektedir.

     Tüm bu satırlarda anlatmak istediğimiz şey özetle şudur; Toplum içindeki insanlar, hayatlarının idâmesi için kanunlara ihtiyaç duyarlar. Toplumu oluşturan tüm insanların bir araya gelip, her birinin zihinsel ve bedensel olarak mesai harcayıp ortaya bir anayasa çıkartması mümkün olmadığına göre bu işi bir kişi ya da bir zümre yapacaktır. Peki biz bu kişi ve zümreye, bunların aklına ve vicdanına, dürüstlük ve adâletine ne kadar güvenebiliriz? Sadece belli bir kişi yada zümrenin çıkarmış olduğu, bir yada birkaç sınırlı aklın yazmış olduğu anayasaya aynı akla sahip milyonlarca insanı nasıl ikna edeceğiz? Belli bir kültürde yetişmiş olan bu zümrenin objektif olacağına ve farklı kültürlerde yaşayan insanlar topluluğunu da içine alabilecek kanunlar çıkaracağına nasıl emin olabiliriz? İnsanlardan çıkan kanunlar ile yönetilen toplumların durumu ortadadır..

İşte yazı boyunca bahsettiğimiz; insanın kendi kanunlarını oluşturmasının doğal bir sonucu olan zulümden, adaletsizlikten, riyâkarlıktan, yalancılıktan ve daha birçok çirkin durumdan kurtuluşun tek çaresi, insanüstü olan ve aynı zamanda insanoğlunu herkesten daha iyi bilen bir varlığın koymuş olduğu kurallar bütünü ile, yani hikmet sahibi olan Allah azze ve celle tarafından gönderilen “din” ile yönetilmektir.  Nitekim tarihi inceleyen her insaflı kişi görecektir ki, bundan üç yüz yıl öncesine kadar İslam devletleri, içlerindeki bazı yanlışlara ve iç karışıklıklara rağmen hem kendi bünyelerinde hem sâir belde ve milletlerde adâletin ve dürüstlüğün temsilcileri olmuşlar, insanlığı refaha kavuşturmuşlardır.

4- Din ve Ahlak İlişkisi – Din Ahlak mıdır?

     İslâm, hayatın her alanına nüfûz eden, yaşamın her alanına müdâhil olan, bütün insanlığı ve tüm yaşamı kapsayan kanunları ve nizâmı içeren bir dindir.

Din mefhumunu “ahlak ve iyilik” kavramları ile eşdeğer tutan ve buna binaen “Din olmadan da ben iyi, ahlaklı ve insanlara faydalı bir birey olabilirim.” diyen ateistlerin yanıldıkları nokta İslâm dininin toplumsal bir din olup, insanların yalnızca bireysel fiillerine dair değil, diğer insanlar ile olan karşılıklı muamelelerine dair hükümleri de kapsayan bir din olduğu gerçeğini görememeleridir. Evet, siz kimsenin tavuğuna kış demeyebilirsiniz. Fakat başkası sizin tavuğunuza kış dediğinde ne yapılacak? Karıncanın bile canına kıymayan bir insan olabilirsiniz. Fakat sizin, evladınızın, eşinizin canına kıyan bir câni olduğunda neye göre ve kime göre hükmedecek ve hangi yaptırımı uygulayacaksınız? Her bir kafanın ayrı seviyede akıl taşıdığı ve insan sayısınca aklın olduğu dünyada neye ve kime göre düzen kuracaksınız ve uygulayacaksınız?

Tam bu noktada yine insanüstü bir varlığın yani yaratıcının dini ve göndermiş olduğu kitabı bizim rehberimiz olacaktır. Sadece inananı değil, inanmayanı da dahil olmak üzere  tüm insanlar için sosyal, toplumsal ve bireysel her türlü alanda hükümleri bünyesinde bulunduran islam dini mücerred bir “iyilik” ile eş tutulamayacağı gibi, Kur’ân gibi evrensel ve eskimeyecek bir niteliğe sahip  Kur’ân-ı Kerîm de sıradan bir “ahlak” kitabı ile bir tutulamayacak kadar yücedir.

5- Ateizm Kurtuluş mudur?

     “Bilim ve teknoloji geliştikçe Dünya üzerinde yaşayan ateist nüfusun oranı artıyor.” diyerek, ateizmin doğru yol olduğunu savunanlara iki çift sözüm var..

Gün geçtikçe artan ve azalan şeylere, kaybettiklerimize, şikayet ettiklerimize baktınız mı hiç?
Gün geçtikçe azalan nezaket, artan kabalık… Artık toplu taşıma araçlarında uyuma numarası yaparak yaşlılara yer vermeyen bir toplum olmanın da ötesine geçerek  yer isteyen yaşlıları azarlayan gençler yetiştiren bir toplum olduk..
Gün geçtikçe azalan dostluk ve akrabalık bağları… Ailesinden kopan gençler…
Sokaktaki bir yabancının annesine küfretmesine tahammülü olmayan nesillerden ebeveynine açıkça söven nesillere geldiğimizin farkında mısınız?
Gün geçtikçe azalan güven ve artan endişeye ne demeli? Artık en yakınlarından, abisinden yada kardeşinden kazık yediği için insanlara güveni tükenmiş bir toplum olmadık mı?
Yolda kalmış ve bizden yardım isteyen birini arabamıza almaktan çekinir hale gelmedik mi?
Yapılması gereken ve çok doğal olan en ufak bir iyilik,güzellik bile sosyal medya da “hala böyle insanlar varmış” başlıkları ile paylaşım rekoru kırmıyor mu?
Gün geçtikçe artan kötülükleri ve azalan güzellikleri saymakla bitiremeyiz..

bilim, teknoloji ve din-ateizmEvet, bilim ve teknoloji geliştikçe ateistlerin sayısı artmaktadır. Eğer doğrulukta ölçü bu artış ise bir çok kötülükler doğru, bir çok güzellikler ise yanlış olmalı değil mi?
Bilim ve teknoloji bu kadar gelişmeden önce bizde ne vardı ki nezaket, güven, dostluk gibi kavramlar içimizde iken teknoloji sonrası bu kavramlar bizden gitti? Değişen ne? Ne oldu ki güzellikleri kaybettik ve kaybediyoruz? Hangi hasletimizde azalma yada yok olma var ki kötülüklerimiz artıyor?

Eğer Ateizm kurtuluş olsaydı her geçen gün ateistlerin oranının arttığı, İslam devletinin kalmadığı şu asrımızda kötülükler bitmese bile azalmalıydı, en azından yerinde saymalıydı, artmamalıydı.. Kötülüklerin artmasının sebebi ateizm değil elbet. Tüm bu kötülükleri işleyenler de ateistler değil asla. Fakat kendi yaratıcısının varlığını kabul etmemek, artan bu kötülüklerden sadece birisidir..

[1] Türk Dil Kurumu, din maddesi.

[2] Fâtihâ sûresi, 4 ve Zâriyât sûresi 6

[3] Yusuf suresi, 101

[4] Âl-i İmrân suresi, 85

[5] Âl-i İmrân suresi, 67

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayımlanmayacak. Gerekli alanları doldurunuz. *

You may use these <abbr title="HyperText Markup Language">HTML</abbr> tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Araç çubuğuna atla